13 Mart 2026
icimizdeki firavun biz razi olduk K9ivacOF.jpg

icimizdeki firavun biz razi olduk K9ivacOF.jpg

Elif Boyner yazdı...

İçimizdeki Firavun: Biz Razı Olduk

Artık günlerdir süregelen karamsarlığımızda bir değişiklik yapma vakti geldi. Dış etkenlere ve sonuçlara odaklanmaktan öte, içimizdeki sorunlara odaklanmanın önemini kavramalıyız. Toprağımızdan, aile bağlarımızdan ve öz değerlerimizden kopuk bir şekilde, şehirleşme, modernleşme ve Batı etkisinde aslımızı unuttuk.

Özellikle birlik ve beraberliğimizi korumadan, dış güçlere boyun eğerek kendi içimizdeki sorunlarla yüzleşme cesaretini gösteremedik. İçimizdeki karanlıkla savaşmak yerine dışarıdaki düşmanları suçlama yoluna gittik. Bu bölünmüşlüğü kabul ettik ve sonradan pişman olduk.

Adaletsizliklere öfkelendiğimiz halde, içimizdeki zorbanın farkına varamadık. Dışarıdaki düzelmenin; asıl değişimin içimizde başlayıp, kardeşlik ilişkilerimizde devam etmesi gerektiğini anlayamadık. Kendi aramızdaki anlaşmazlıkları çözmeden, büyük resimde bir toparlanma beklemek gerçekçi olmayacaktır.

İç çatışmalarımızı göz ardı ederek dış düşmanlarla savaşmayı tercih ettik. Oysa gerçek değişim içimizde başlayacak, kendimizle barışıp, sonra kardeşlerimizle bütünleşerek birlikte dünyayı değiştirebileceğiz.

Belki de bu yüzden hep gürültülüyüz, çünkü içimizdeki sessizliği dinlemekten korkuyoruz. İçsel barışı bulamayan insanlar, dışarıdaki çatışmaları körüklüyor. Gerçek değişim, dışarıda değil, içimizde başlar. Önce kendimizle sonra tüm insanlarla…

Yaşadığım bir rüya, aslında bu güzel bir hatırlatma… 25-30 kişilik bir çemberin içinde, yanımda ikiz kardeşim Ayşe ile oturuyoruz. Her canlının birbirine bağlılığını, sevgiyi ve birliği hissediyorum büyük bir muazzamlıkla.

Evrenin derin kodları, matematiği ve bağlantıları gözlerimin önünde canlanıyor; ancak ben dışında bir izleyiciyim. Çemberdekilerin birbirlerine ve evrene olan bağlılığını seyrederken, bunu içimde hissedemiyorum.

Sorularımı yönelttim, “Neden bana birliği, aşkı ve bütünlüğü gösteriyorsun ama içeriye almadan bırakıyorsun?” Cevap, içsel barışı bulmamız gerektiğini, sevgiyi göstermemiz ve birlikte hareket etmemiz gerektiğini belirtti.

Bu dersle birlikte, çevremi saran duvarlar yıkılmaya başladı, zırhlarımı çıkarmaya başladım. Kardeşimle olan ilişkimdeki duvarları kaldırmaya ve öğrenmeye devam ediyorum. Her geçen gün, tüm canlılar arasında birleşme ve sevgiye doğru ilerliyorum.

Bülbül, tasavvufun “aşık ruh” sembolüdür; gül ise Hakikat ve Sevgiliyi temsil eder. Bülbül, kendi sesini bulmadan önce diğer kuşların seslerini dinler, her birini içselleştirir ve kendi melodisini oluşturur.

Bülbül için “ben” ayrımı yoktur; çünkü sesinde tüm varlıklar bulunur. O, bireysel benliğini aşarak bütünleşir, her sesle uyum içinde olur. Bu durum, birlik bilincinin en yüksek seviyesidir; bireysel benliğin eridiği, sesin sessizce yükseldiği an.

İçimizdeki bülbülü bulmalıyız; çünkü o zaman “ben senim, sen bensin” makamına ulaşabiliriz. Tek ses, tek nefes, tek yaşam olarak birleşip, hiçbir karanlığın karşısında duramayacağı bir bütün olabiliriz.

Kendimize dönmeden, birlikte hareket etmeden, gerçek sevgiyi göstermeden bu bütünlüğe ulaşmak mümkün değildir.

Bu makale öncelikle CeoLife dergisinde yayınlanmıştır.

Elif Boyner